ŞİİR 

ARTÇI KALP SARSINTILARI

Nafile hayatlar yaşamak için/ değdi mi çaldıklarınıza… – Sarsıntı I – Masum gülüşleri beş yaşın Ezildi bir kanepe kenarında. Algılama 11 saniye, Ağlama 6 saniye, Yakarma 15 saniye. Kalanı ölüme ayrılan süre. … – Sarsıntı II – Üç yaşında, Hüzün değmemiş bu kalbe Saplanan paslı demirler, İnsanlığınıza girsin. … – Sarsıntı III – İki yaşın gamzesine Periler yuva yapmış. Diyorlar ki kirişin altında Önce periler kalmış …

Devamını Oku
YAŞAM 

730 GÜNLÜK ŞUBAT YANGINI

Kutupta yanan bir yangın vardı… Sadece molozların dumanları, bir bir aşağı inen tabutlar vardı! Bu kıyamet değil de ne idi? 11 şehir ölüm sessizliğine bürünmüştü… Binlerce hayat, betonlarda sıkışmış; hayaller sorumsuzluklara kurban gitmişti… Unutamayacağımız bir tarihtir 6 Şubat 2023… Şubatın ta başında cayır cayır yanıyordu 86 milyonun yüreği… Bu görüntüler çizilmemiş; herhangi bir tatbikatı anlatmıyordu. Gerçekti… Ülkemizin deprem gerçeği, yüzyılımızın felaketiydi… Sözle anlatılamayacak kadar paramparça bir gerçekti hatta. Arama kurtarma ekiplerinin o kan donduran “SESİMİ DUYAN VAR MI?” sorusu çoğunlukla yanıtsız kalmıştı… Kimse ne yapacağını bilmiyordu… Yıkılan binada bir tek…

Devamını Oku
TOPLUM 

ŞAŞIRMAMAYA ŞAŞIRIR OLDUK!

Anormalliklerin çoğalarak normalleştiği bir dönemi yaşıyoruz. Hâlâ kullanılıyor mu, bilmiyorum… Bir zamanlar, “Burası Türkiye” diye bir söz vardı. Olumsuz ya da saçma bir durumla karşılaşıldığında bu saçma durumun normal karşılanması gerektiğini, böyle durumların başka ülkeler için saçma olsa da Türkiye için çok normal olduğunu ifade eden bir sözdü. “Hâlâ kullanılıyor mu?” diye sormamın sebebi, kullanılıp kullanılmadığını bilmememden değil tabii ki. Çünkü eskiden sıra dışı olan o “saçma” durumların, günümüzde fazlasıyla olağanlaştığını ve o sözün anlamını çoktan yitirdiğini düşünüyorum. Siyasette, ekonomide, devlet yönetiminde, sporda, eğitimde, kısacası günlük yaşamın her alanında, bu…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

KAYBOLAN ZAMAN – 4

Şafak söktüğünde kendini daha yeni hissetti. Vücudu bir gül dikeni gibiydi; istese bir bülbülü öldürebilirdi ya da küçük bir hareketle kırılabilirdi. Bir deli gibi hissediyordu; tabii, bir deli nasıl hisseder, biliyor muydu, o da bilmiyordu. Annesini istiyordu o. Korkmuştu çünkü. Fark edin, annenizi sevmeseniz bile canınız acıyınca ağladığınızda, çaresiz kaldığınızda nasıl da ağızdan “Anne,” lafı çıkıyor; o da öyle hissediyordu. Yatmaya korkuyordu ama bedeni çökmüştü. “Bugün işe gidemem,” dedi. Tütünü sardı, ciğerlerine küfür eder gibi çekti. Sonra uzandı sedirine, korkunun bir faydası olmadığını söyledi ve gözlerini kalbiyle beraber kapattı. –…

Devamını Oku
POLİTİKA 

SEN SUSARSAN

“Boşuna çırpınma, gökyüzü: Yurdum kadar ağlayamazsın…” – Yılmaz Odabaşı Her gün yeni bir acıya uyanıyor yangınları hiç sönmeyen bir ülke… Her geçen gün dünü aratırken bizim payımıza iyi dilekler, baş sağlığı mesajları, takdir-i ilahi söylemleri gibi sorumluluğun ve hesap sormanın olmadığı içi boşaltılmış ne varsa o düşüyor işte… Derin bir yoksulluğun kol gezdiği yorgun şehirlerde birileri beka meselesini konuşurken, birileri önlenebilir nedenlere rağmen can verirken ölümleri, gözümüzün önünde eriyip giden yaşamları sonu hüsranla biten bir film gibi izliyoruz şimdi. Soframızdaki ekmeğimiz küçülürken, memleketin öz çocukları sabah okula giderken bir kuru…

Devamını Oku
POLİTİKA 

BİLİRKİŞİ

Anadolu türküleri bazen, muhatabına gizli mesajlar verir. Örneğin, “Bastım da kırıldı iğdenin dalı/ kötüye düşenin nic’olur hali…” Burada muhtemelen yasak aşk yaşayan bir çiftin birbirine nağme göndermesi söz konusu… Peki, neden iğde dalı? Neden kiraz dalı, erik dalı, elma dalı değil de iğde dalı? Sonuçta hangi meyvenin ismini oraya yazarsanız yazın hece ve redif tutacak. Öyleyse niye iğde? * * * İğde ağacı, türkümüzün geçtiği İç Anadolu’da sıkça görülen bir ağaç. Yemiş de verir. Fakat çok boylu bir ağaç değildir. Yani meyvesini toplamak için gövdesine çıkmanız gerekmez. Şu halde türkümüzü…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

USTURA

Eski bir ustura elimdeki, şah damarıma çok yakın. Bir lekeyi silerken uygulanan baskı kadarıyla akıtabilirim seni içimden. Sadece seni de değil; bu şehri, bu gökyüzünü hem de en mavisiyle, o güzel gülüşünü, dayımın bana attığı tokadı, upuzun saçlarını, lisedeyken sevdiğim kıza okul servisinde şiir yazarken onun aynı anda çok da yakışıklı olmayan sevgilisine verdiği öpücükleri, esmerliğini, toplu taşımalarda yaşadığım sonsuz gerilimleri, evime geldiğinde yerde bıraktığın ayak izlerini, olmadık zamanda kulağıma güzel şeyler fısıldayan büyülü sesini, şu an aynada bana bakan ikinci yüzümü… Kaç dakika daha durabilirim böyle ölmüş bir heykel…

Devamını Oku
YAŞAM 

AKARETLER YOKUŞU

“Yaşamın ve çalışmanın temel amacı, kişinin başlangıçta olmadığı kişi olmasıdır.” – Michel Foucault Yorgun bir günün bitiminde Akaretler Yokuşu’ndan yavaş yavaş yukarı doğru çıkıyorum. Yokuştan aşağıya inmeye çalışan bir adam görüyorum ve gözlerime inanamıyorum. Sanki ilk kez gittiğim bir şehrin bilmediğim bir caddesinde dolaşırken duyduğum heyecan gibi… Sanki yeni tanıdığım bir insanı keşfetmek gibi… Gördüklerimi anlamak, sindirmek için çaba harcıyorum. Çok zor. Kendimi kenara çekiyorum. Tarihin o kocaman taş duvarlarına sırtımı dayıyorum. Bacaklarım titriyor. Güç almak için taş duvarlara iyice dayanıyorum. Gözlerim hiç dokunmadığı durumla karşı karşıya! Hayatını zorluklarla idame…

Devamını Oku
GEZİ YAŞAM 

KAHİRE-KOSOVA-ARNAVUTLUK-KUZEY MAKEDONYA HATTI – 2

Priştine’nin küçük ve oldukça şirin bir başkent olduğunu söylemiştim. Altıgen şeklinde yapılmış saat kulesi, Aziz Nikola Ortodoks Kilisesi, 1461 yılında inşa edilen Fatih Sultan Mehmet Camii, Osmanlı’nın savaş meydanında ölen tek padişahı I. Murat’ın mimarisi günümüze kadar korunmuş olan türbesi, yüksek rakımda kurulmuş bol oksijenli Germia Parkı görülmesi gereken yerler. Priştine; tarihsel olarak iki olaya ev sahipliği yapmış olmasıyla önem kazanıyor. Birincisi; Türkiye Devrimci Hareketi’nin önder komünistlerinden Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın doğduğu kent olması, ikincisi ise Kosova Kurtuluş Ordusu’nun (UÇK) simge komutanlarından Âdem Yaşari’nin yanındaki 53 kişiyle birlikte katledildiği köyün Priştine’de…

Devamını Oku
EDEBİYAT YAŞAM 

SÖZCÜKLERE SIĞINMAK

Karmaşa ve dinginliğin yaşamı algılayışımız üzerine ne denli etkisi olduğunu tanımlamak, hissetmekten daha zor şüphesiz. Her güne yeni bir gündemle uyanmak, sonuçsuz bırakılan birçok meselenin zihnimizde yankılanıp durması; karmaşanın toplumsal bir mesele olmaktan öteye giderek bireysel bir döngü halini almasını da beraberinde getiriyor. Sonuçsuzluğun unutmayı zorlaştıran, zihnimizin daha çok yorulduğu bir süreç olması da tükenmişliğimizi açıklamaya yetiyor. Tam da burada son yüzyılı her yönüyle açıklamaya yeten bir kavram bize olup bitenleri açıklıyor: “Yabancılaşma”. Hepimizin rutin adını verdiği ve alışık olduğumuz süreç ne zaman zihnimizi köreltir? Sabahları gündüz kuşağında, akşam ise…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Hititbet 2026
bettilt
bettilt
Sahabet
Hititbet Giriş
Hititbet
Hititbet
betpark
betpark
Betgaranti
Hititbet
Hititbet
Hititbet
sahabet
sahabet
bahsegel
Hititbet
Hititbet
Hititbet
Betgaranti
Hititbet
betpark
betpark
betgaranti
betpark
Betpark
Kolaybet
Hititbet
Kolaybet
Betgaranti
Kolaybet
Betgaranti
Betpark
Hititbet
betpark