EDEBİYAT 

BEHÇET ÇELİK’İN ÖYKÜLERİNİN DÜNYASINA KISA BİR YOLCULUK

“Adana’ya kar yağmış/ Karın altında gül kalmış” 2006 yılı olmalı… O yıllarda üniversitede anlattığım ders, uzaktan eğitimle verilmiyordu, sınıf dersiydi, yüz yüzeydi. Her dönem mutlaka bir roman, bir öykü, bir şiir ve bir deneme kitabı okurduk girdiğim sınıflarla birlikte, değerlendirirdik. Böylece hiç olmazsa liseden yükseköğretime yeni geçmiş gençlerle sınava hazırlıkla geçen yıllarında ilgilenme fırsatları olmadığını düşündüğüm güncel edebiyattan, yeni kitaplardan konuşurduk. Dil çalışmaları edebiyattan ayrı düşünülebilir mi zaten? İletişim’in o yıllarda kent kitapları yeni çıkmaya başlamıştı. ‘Adana’ya Kar Yağmış’ kitabını da öyle okuduk o yıl ve sonraki birkaç yıl daha.…

Devamını Oku
TOPLUM 

KİMLİK VE VİCDAN

Kimlik; “bireyin kendi içindeki sürekliliği, aynı biçimde dışsal sürekliliği, yani insanlarla sürekli paylaştığı davranışsal özellikleri” ifade eder. (Erik Erikson – 1956) Kimlik; kendine özgü olmak, bireyi diğerlerinden ayıran özgünlük halidir. Çoğu insanlar sosyal ilişkilerinde iletişim içerisinde olduğu insanlar hakkında onların yokluğunda kusurlu bulduğu yanlarını belirterek onları gözden düşürme ve küçümseme yoluna başvuruyor. Sevgi duymakla, insanları olduğu gibi kabul etmekle veya en azından “Bu yönü beni rahatsız etse de onu seviyorum” şeklinde düşünerek küçümseme algısı yenilebilir. Ama bu yapılmaz ya da yapmak istenmez; çünkü aile içerisinde ve çevresinde aldığı eğitim ve…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

NÂBİ VE ORTANIN DÜNYASI

“Çok da mağrur olma kim meyhane-i ikbalde/ Biz hezarân mest-i mağrurun humarın görmüşüz” – Nâbi Türkler, Anadolu’ya doğru bir ilerleyiş gösterdiklerinde pek çok şeyle karşılaştılar. Bu ilerleyişin güzergâhında İran vardı. Türkler, İran’da sosyal ve siyasi pek çok yeni şeyin yanında İslamiyet ve şiir ile karşılaştı. İkisini de kabul ederken kendi ruh dünyasına uygun bir kıyafetle sergilemiştir. İslamiyet’i İran’dan öğrenen Türk Müslümanlığı, Arap ve Fars Müslümanlığından farklılıklar arz eder. Tıpkı bu inanç gibi Türkler bu yeni şiir tarzını alıp kendi ruh dünyalarında geliştirerek zamanla Fars şiirine denk şiirler meydana getirmişlerdir. Bu…

Devamını Oku
POLİTİKA 

PANDEMİ GÜNLERİ, AYASOFYA, ‘UÇAN’ EKONOMİ, TİMSAH GÖZYAŞLARI VS.

Her geçen günün dünü arattığı bir yaşamın belki de orta yerinde, belki kıyısında ya da olur olmaz bir yerinde akıp gidiyor ömrümüz. Bir yanda salgın, gittikçe artan vakalar; diğer yanda işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, cehalet, karanlık… Ve ışıkların görünüp de önüne bir perde çekilemediği her yerde o istikamete giden tüm yolların tuzaklarla döşenmiş olması… Kadın-çocuk cinayetleri, bağışlar, yardım, dijital yayınlar üzerinden o aptalca konserlere harcanan paralar, savurganlık, yalanlar, nefret söylemi, ırkçı söylem, Ayasofya üzerinden iktidar ile muhalefetin “Evet, ibadete açılsın” yarışı… Gerçek gündemimiz hep ve her zaman kesintisiz bir şekilde, işte…

Devamını Oku
POLİTİKA 

TÜRKİYE İLE MISIR VE YUNANİSTAN GERİLİMİNİ ANLAMAK

Son günlerde Akdeniz ve Ege’de yaşanan gerginliği anlamak için kurgulanan yeni oyunu açıklamak istiyorum. Geçmişte yaşanan “11 Eylül” kurgusu ile çöken iki kutuplu dünyayı yaşatmak için kurgulanan yeni düzen; siyasal İslam’ın köktendinci kanadında “El Kaide” ve sonrasında “IŞİD” ya da “DAEŞ” gibi küresel terör örgütleri yaratarak Ortadoğu’da doğrudan ya da dolaylı bölgesel savaşlar çıkarmak ve NATO’ya varlık nedeni kazandırmak biçiminde bir strateji etrafında kurgulandı. Bu süreçte birçok Ortadoğu ülkesi yeniden dizayn edildi, Afganistan, Irak ve Suriye’nin işgal ve istikrarsızlaştırılması ile amaçlanan yeni strateji başarıyla yürütüldü. Bugün Ortadoğu ülkelerine yönelik operasyon…

Devamını Oku
EDEBİYAT YAŞAM 

GÜN BATIMININ FISILTISI

“İnsanlar ilk ve son kez analarının karnından çıktıkları gün doğmazlar, yaşam kendilerini defalarca yeniden doğurmaya mecbur kılacaktır onları.” – Gabriel Garcia Márguez Her zaman olduğu gibi şafak sökerken uyanmıştı. Dağlara ovalara giderken giydiği uzun basma elbisesini geçirdi üzerine. Büyük cepli önlüğünü beline bağlayıp ot sökme çakısını cebine koydu. Evden çıkmadan aynaya baktı. Aklına düşen muzip düşünceyle bir göz kırptı suretine. Saçlarına düşen gri tellerin güzelliği kendini de güzel göstermişti. Daima başına bağladığı renkli yazmasını bu kez boynuna dolayıp kara kıvırcık saçlarını serbest bıraktı. “Güzelim” dedi aynaya bakarken. Kapıyı açıp beton…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

DİYAGONAL DİYALOGLAR – 8: PASTORAL

+ Şu manzaranın güzelliğine bak. İnsan bakmalara doyamıyor. Sence de güzel değil mi? Şimdi içine dalıp yuvarlanmalı. Çocukken söylediğimiz bir şarkı vardı: “Kıır çiçekleri ovalara yayılıır…” – Karşıdan bakması daha güzel. İçinde olunca ürperiyorum ben. + Olur mu? Çimenler, çiçekler, kelebekler… “İinsan yine hayran olur sarılıır…” – İşte, o çimlerin arasında dolanan karıncalar, böcekler kaşıntı yapıyor bende. Lafı bile yetti; bak, tüylerim diken diken oldu! + Yapma böyle. Onların doğal ortamı bu, evi. Yakından baksan her birinin ne harika, ne benzersiz olduğunu görürsün. “Bal yapanlar peteklere konarlar…” – Elimde değil,…

Devamını Oku
ŞİİR 

GİTMEDEN KAVUŞMAK

Ardında bir katliam yapmadan Gitmek mümkün değildir… Onun için Herkes bilmez gitmesini Sevdiğine bölmeden kendisini…   Sevdiğine böldüğün her şey Çoğuldur özünde Sırf bu nedenle Yazılır tüm hikâyeler Ömrün parantez içine…   Gideni sırtından öpmek Gitmelere alışmaktır. Alnından öpmesini bilmek, Gitmeden kavuşmaktır.

Devamını Oku
EDEBİYAT 

EDO; DİZGİNLENEMEYEN SÜVARİ

Bazen kütüphanemin camlı kapaklarını açar, bir yaz akşamı serin Akdeniz kıyılarında dolaşırcasına kitaplarımın arasında gezinirim. Aradığım herhangi bir şey yoktur. Öyle boş boş, dalgaların kıyıdaki izlerini takip eder gibi kitapların sırtında iner-çıkar parmaklarım. Bazen kitabın adı, bazen önceden okumuş olmanın tadı ya da güncele ilişkin konusu veya yazarı beni dost meclislerine çağırır gibi davet eder. Ben de bazen ayaküstü hal hatır sorma, bazen uzun uzun derinlikli sohbet etme düzeyinde davete icabet ederim. Şiir kitaplarının üzerinde dolaşan elim o gün Adnan Yücel’in ‘Soframdaki Kaval Sesi’ kitabında durdu. Hemen yanı başında farklı…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

ÇÖP BİDONUNUN ÇEVRESİNDE TOPLANMAK

Bir ülkenin kaderi, vatandaşlarının bilinci ve kültürü ile şekillenir. Yaklaşık 40 yıldır yaşadığımız siyasi rejimler ve özellikle son 20 yıldır ülkenin içine sokulduğu muhafazakâr pratik, gelecek için büyük endişeler içine girmemize neden olmaktadır. Vatandaşların duyarsızlaşması, kamplaştırılması, hoşgörü kültürünün ortadan kalkması, empati sahibi olmayan, nefret kültürü ile donanmış “kindar ve dindar” bir nesil yetiştirilme hedefi ile vasıfsızların rekabetine dayanan nepotist anlayışın egemen olması, itaat kültürünün yaygınlaştırılması, üniversitelerin suskunluğu, muhalefetin ortadan kaldırılmasına dönük yeni bir sistem inşa edildi. Bu yeni sistemin yetiştirdiği genç nesil; adaletin yerine sonuca odaklanan, gelecek ümidi ve ufku…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Hititbet 2026
bettilt
bettilt
Sahabet
Hititbet Giriş
Hititbet
Hititbet
betpark
betpark
Betgaranti
Hititbet
Hititbet
Hititbet
sahabet
sahabet
bahsegel
Hititbet
Hititbet
Hititbet
Betgaranti
Hititbet
betpark
betpark
betgaranti
betpark
Betpark
Kolaybet
Hititbet
Kolaybet
Betgaranti
Kolaybet
Betgaranti
Betpark
Hititbet
betpark