“YAZI” İLE GEÇEN 22 YIL: SON BASKI’NIN DOĞUM GÜNÜ

-ADANA-
Zaman ilerliyor; ama her şey aynı hızla değil.
Bazı yazılar öylece duruyor.
Bazı kelimeler, aradan yıllar geçse de yerinden oynamıyor.
Bazı yayınlar ise yalnızca yaşanan an’ı anlatmakla yetinmiyor; o an’ı kayda geçirirken geleceğe de bir iz bırakıyor.
* * *
Son Baskı, bugün 22’nci yaşını dolduruyor.
5 Ocak 2026; yazıyla kurulan uzun, sabırlı ve birlikte yürünmüş bir yolun hatırlanması anlamına geliyor.
Son Baskı, 5 Ocak 2004’te, Adana’nın kurtuluş gününde, Adana merkezli olarak yayın hayatına başladı.
Kurucusu İsmail Güneş.
O gün atılan adım, bir internet sitesinin yayına girmesinden ibaret değildi.
Yazının bir araç olarak değil, bir duruş olarak ele alındığı bir anlayışın başlangıcıydı.
* * *
İsmail Güneş’in kurduğu Son Baskı, ilk günden itibaren kolay olanı değil, doğru olanı seçti.
Reklamla büyümeyi, hızlı tüketime eklemlenmeyi, geçici ilgilerin peşine düşmeyi tercih etmedi.
Yazıya saygıyı, düşünceye alan açmayı ve insanı merkeze alan bir yayıncılığı esas aldı.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, Son Baskı’nın asıl gücünün bu ilkelerde ısrar etmekten geldiği daha net görülüyor.
Ben bu yolculuğa Çukurova Üniversitesi İktisat Bölümü’nde öğrenciyken dâhil oldum.
İsmail Güneş hocamdır.
Fakültede başlayan iletişimimiz, zamanla yazıya ve ortak üretime dönüştü.
İlk yazı denemelerimi 2006 yılında yaptım.
Son Baskı’da yayımlanan ilk yazılarım ise 2008’e uzanır.
O dönem, yazının insanı dönüştüren bir deneyim olduğunu burada fark ettim.
* * *
Son Baskı’da yazmaya başladığımda 23 yaşındaydım.
Editörlüğünü devraldığımda 25…
Bu iki yaşın arasına yalnızca yıllar değil; yoğun bir öğrenme, arayış ve yön bulma süreci sığdı.
Son Baskı editörlüğüm devam ederken Çukurova Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun oldum.
Yaklaşık 10 yıl boyunca aktif olarak ekonomi gazeteciliği yaptım.
Bugün ise mali müşavir olarak çalışıyorum.
Farklı alanlarda biriken bu deneyimlerin tamamı, bir şekilde yazıyla buluştu, buluşuyor.
Ve her zaman yolu yine Son Baskı’ya düştü, düşüyor.
* * *
Üniversite yıllarım boyunca pek çok sivil toplum kuruluşunun çalışmalarında görev aldım.
Erasmus Programı kapsamında 6 ay İtalya’da bulundum.
Başka bir ülkede yaşamak, başka hayatlara yakından bakmak; dünyaya ve insana dair sorularımı çoğalttı.
Bu soruların izi, yıllar boyunca yazılarıma karıştı.
Son Baskı’da kaleme aldığım yazılar, zamanla iki kitapta bir araya geldi: “Beni Yazdıklarım Büyüttü” ve “Yaşamak Bize Kalandır Hâlâ”.
Bu kitaplar, yalnızca metinlerin değil; yazıyla birlikte büyüyen bir hayatın kaydı oldu.
Yazmak hâlâ sürüyor.
Bugün üzerinde çalıştığım yazılar, bu senenin sonbaharında yeni bir kitapla okurla buluşacak.
Ve ben bugün 40 yaşındayım.
Geriye baktığımda şunu açıkça söyleyebiliyorum:
Yazı, Son Baskı’yla birlikte hayatımın merkezine yerleşti.
Ya da diğer türlü söyleyeyim:
Eğer Son Baskı olmasaydı ben bu yazıları yazmazdım.
* * *
2010 yılından bu yana Son Baskı’nın editörlüğünü sürdürüyorum.
Bu görev, hazır bir yapıyı devralmak değil; korunması gereken bir anlayışı taşımak anlamına geldi benim için.
Son Baskı yıllar içinde biçim değiştirdi, alanlarını genişletti; ama temel yaklaşımını hiç kaybetmedi:
İnsan onuruna saygı, düşünce özgürlüğü, özenli dil ve sorumluluk bilinci.
Son Baskı hiçbir zaman tek sesli bir yayın olmadı.
Farklı şehirlerden, farklı ülkelerden, farklı alanlardan yazarlar burada yan yana geldi:
Edebiyatçılar, akademisyenler, gazeteciler, sinema yazarları, gezginler, genç kalemler…
Yazmayı ve düşünmeyi sevenler için doğal bir buluşma alanı oluştu.
* * *
Bu nedenle Son Baskı’da en çok okunan içerikler de belirli alanlarda yoğunlaştı.
Edebiyat, sinema, kültür-sanat ve gezi yazıları; yalnızca ilgi gören başlıklar değil, okurla güçlü bağ kuran üretimler oldu.
Bu yazılar, gündemin hızına kapılmadan; insanın şehirle, hafızayla, yolculukla ve kendisiyle kurduğu ilişkiye odaklandı.
Bu yaklaşım, Son Baskı’da yayımlanan bazı yazıların akademik çalışmalarda atıf verilen kaynaklar haline gelmesini de beraberinde getirdi.
Son Baskı, yalnızca yazı yayımlayan bir platform olmadı.
Haber ve röportaj üretimiyle de çağın tanıklığını tuttu.
Kültür-sanat alanından toplumsal meselelere uzanan bu çalışmalar, yazının düşünsel derinliğiyle haberciliğin sorumluluğunu aynı yerde buluşturdu.
Yazının düşünsel bir karşılık üretmesi, bu yayıncılık anlayışının doğal sonucu oldu.
* * *
Son Baskı’nın en önemli özelliklerinden biri de genç yazarlar için açtığı alan oldu.
Pek çok ismin ilk yazı denemesi burada yayımlandı.
Yazmaya cesaret eden, kendini ifade etmeye çalışan genç kalemler için Son Baskı güvenli bir alan işlevi gördü.
Yazılar ünvana, bilinirliğe ya da çevreye göre değil; emek, içerik ve özen üzerinden değerlendirildi.
Bu yayıncılık anlayışı, tamamen gönüllülük ve özveriyle sürdürüldü.
Son Baskı, 22 yıl boyunca reklam almadan yoluna devam etti ve hâlâ da devam ediyor.
Bu tercih, bağımsızlığı ve okurla kurulan güven ilişkisini güçlendirdi.
* * *
Son dönemlerde hazırlanan edebiyat dosyaları, Son Baskı’nın kolektif üretim anlayışının en görünür örnekleri arasında yer alıyor.
Türk ve dünya edebiyatına odaklanan bu çalışmalar, artık yalnızca sayfalarda kalmıyor; okurla kurulan bağ yeni alanlara taşınıyor.
Bu dosyalar zamanla panellere, söyleşilere ve yüz yüze buluşmalara dönüşüyor.
Yazı; yeniden bir araya gelmenin, birlikte düşünmenin ve ortak bir zeminde buluşmanın imkânını yaratıyor.
Son Baskı’nın yazıyla kurduğu ilişki, doğal bir akış içinde yüz yüze temaslara evrildi.
Son Baskı yazarlarıyla okurlarını aynı masada buluşturan Son Baskı Kitap Kulübü, bu ihtiyacın içinden doğdu.
Adana’da ayda bir kez düzenli olarak gerçekleştirilen buluşmalarda, Türk ve dünya edebiyatının önemli yazarları ve eserleri birlikte okunuyor, tartışılıyor; metinler kolektif bir hafızaya dönüşüyor.
Üçüncü yılını geride bırakan Son Baskı Kitap Kulübü’nde yazdıklarımız sayfalardan çıkıp sohbete, düşünceye ve paylaşılan bir deneyime dönüşmeye devam ediyor.
* * *
Son Baskı, 22 yıl boyunca Türkiye’nin ve toplumun geçirdiği dönüşümlere de tanıklık etti.
Siyasal gerilimler, toplumsal kırılmalar, umutlar, hayal kırıklıkları, ortak acılar ve sevinçler yazılarda yer buldu.
Bugün geriye dönüp bakıldığında Son Baskı, yalnızca bir yayın değil; dönemin ruhunu taşıyan güçlü bir arşiv niteliği de taşıyor.
Geçen yıllar; yazan, düşünen ve okuyan insanları giderek daha da yalnızlaştırdı.
Gürültünün arttığı, dilin sertleştiği, sabrın azaldığı bir ortamda derinlik arayanlar çoğu zaman kendini kenarda hissetti.
Son Baskı, bu insanlara iyi gelen bir alan oldu.
Okurun yalnız olmadığını hissettiği, benzer soruları soran başkalarının da var olduğunu gördüğü bir yer…
Özellikle pandemi döneminde bunun ne kadar hayati olduğu daha iyi anlaşıldı.
Eve kapanan hayatların içinde yazı, bir temas biçimine dönüştü.
Son Baskı, o günlerde birçok kişi için nefes alınan bir alan oldu.
* * *
Son Baskı bugün 22 yaşında.
Hâlâ düşünceye alan açıyor. Hâlâ birlikte üretmenin mümkün olduğuna inanıyor.
Bu yol tamamlanmadı. Ve tamamlanmasını da istemiyoruz.
Çünkü yazı, zamana ihtiyaç duyar. Ve yazı, ancak birlikte üretildiğinde derinleşir.
Son Baskı, “Söz uçar yazı kalır” diyerek üretmeyi sürdürüyor.
Emek veren herkese teşekkürler…

