BALKON BEKLEYİŞLERİ

-ADANA-
Kadın, avaz avaz bağırdı; kaba sesiyle sokağı inletti.
(Ben biramı yudumlarken günü bitirmenin sevincini yaşamaya çalışıyordum.)
Adam kibar ve üsluplu bir sesle cevap verdi:
“Bu konuyu yöneticiye iletmeniz, halletmeniz iyi olur, hanımefendi; ben de bu konuda ne yapacağımı bilmiyorum.”
Adamın sesi çok kibar, medeni ve rahatlatıcıydı.
Beni o ses çok rahatlattı (biramdan bile çok), özlediğimiz, medeni bir ses tonuydu…
Sanırım çemkiren kadını da rahatlattı; çünkü karşılık vermedi.
Sanırım onun da özlediği buydu: Medeni bir ses!
Sanırım hepimizin özlediği bu:
Medeni bir ses tonu!
* * *
Medeniyeti özlüyoruz.
Çünkü medeniyet dediğin tam da şimdilerde tek dişi kalmış bir canavar!
Ve herkesin ihtiyacı olan şey medeniyet… (Yani insan olana, tüm canlılara…)
Neden?
Neden ve ne zaman bu kadar vahşileştik?
“Cehaletiniz bizi boğuyor” demişti bir sanatçımız bir zaman.
Boğuluyoruz insansıların davranışlarından, had bilmezliğinden, empati yoksunluğundan çoğunlukla…
Yalnızlaştık!
Yalnızlaştırıldık sanki cebren ve hile ile.
Cehalet bizi boğmasın diye evlerimize hapsolduk adeta!
Bitmesini bekler olduk; bir ‘karabasan’ filmi izler gibiyiz evlerimizin balkonlarında…
* * *
Kadın markette, kasada sıra bekliyordu.
Adam, çok dolu market arabasıyla önündeydi.
Adam onu anladı, empati yaptı ve “Siz önce ödeyin, hanımefendi,” dedi.
Kadın mutlu oldu!
Ödemesini yapıp çıkarken saygıyla teşekkür etti.
Marketten mutlu ayrıldı kadın…
Mutlu olmak bu kadar kolaydı aslında.
Medeniyet tek dişi kalmış canavardı! (Tek dişiyle bile bazen bizi mutlu etmeye yetiyordu.)
Medeniyet herkese iyi gelendi.
İnsan dediğin, süreç içinde evrimleşen, gelişen bir varlık değil miydi?
Bize yanlış mı öğretildi?
Zaman, daha medeni olmamız, her konuda ilerlememiz için değil miydi?
Zaman kavramını ne ara yitirdik?
Hani “zaman her şeyin ilacı” değil miydi?
Hani zamanla gelişmek kaçınılmazdı?
Bu kavramlar ne ara önemini yitirdi ve tersine işledi?
* * *
Bir kadın şimdi yine balkonda oturuyor, kahvesini yudumluyordu.
Saat sabahın beşi, havada tatlı bir serinlik, sessizlik, kuşların ve kanat çırpışlarının sesleri, sıfır insan, sıfır araç sesi…
Ve huzur!
Günün ilerleyen saatlerinde olamayacağı kadar mutlu bir kadın!
Sanki bahar gelmiş dünyaya!
İnsansız bir bahar!
İnsanın insana zulmü bitmiş gibi…
İnsansız dünya daha mı iyi olurdu sanki diye düşündü kadın.
Artık dünyayı insansızlaştırmak mı gerekti?
Savaşlar bunu için servis ediliyor olabilir miydi?
İnsanın insana zulmü ne zaman bitecekti?
Kafasında deli sorularla kadın filmin bitmesini bekledi.
Bekledi, bekliyor…

