EDEBİYAT 

ŞERMİN YAŞAR’IN “DELİ TARLA”SI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER


Modern edebiyatta kısa ve yoğun bir anlatımla metin oluşturarak hikâyeler yazmak kolay iş olmasa gerek. Özellikle edebiyatımızda isimlerini saymakla bitiremeyeceğimiz 1950 Kuşağı öykücülerimizin öncülük ettiği doygun bir edebi dönemden bahsedebiliriz. Son yıllarda ise önce yazdığı çocuk kitaplarıyla, daha sonra da hikâyeleriyle adından sıkça bahsettiren, çok yönlü çalışmalarıyla edebiyattaki yerini sağlamlaştıran Şermin Yaşar’dan bahis açmamız gerektiğini düşünüyorum. Şermin Yaşar’ın hikâyelerinde göze çarpan en belirgin özelliği ’i, yani ev hallerini mizahi/ironik bir dille anlatmasıdır. Burada akla hemen Behçet Necatigil’in geldiğini ve kendisinin de evin hallerini şiirlerinde sıkça işlediğini söyleyebilirim. Buradaki ’ten kasıt evin içi, daha iç kesimler düşüncesi olduğunu dile getirmeliyim. Kış mevsimi ile iç kesimlerin birbirine yakıştığı gibi.

Şermin Yaşar’ın öykü kitabı ‘Deli Tarla’, Kasım 2020’de Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Bu öykü kitabında yazar coğrafyanın/tarlanın birey ve aile üzerindeki etkisine değinmektedir. Özellikle ailede baskınlığı belirgin tipin/annenin pasif tipler üzerindeki etkisinden söz edebiliriz. Kitaptaki öykülerin genelinde yaşanılan ilginç olayların insan psikolojisi üzerindeki etkilerini görebiliriz. Burada olaylara ve tahlillere geçmeden önce yazarın öykülerinde devamlı değindiği mizah anlayışına bakmamız gerekliğini ifade etmeliyim.

Türkçede daha çok gülmece kelimesiyle kullanılan mizah, gülümsetirken düşündüren, düşündürürken sorgulatan ve farklı bakış açıları kazandıran bir özelliğe sahiptir. Gerçeklere uzak olmadığı gibi gerçekliğin sınırlarına da tutsak olmayan mizah; bireysel ve toplumsal pek çok konuyu kendine özgü yaklaşımlarla değerlendirir. Bazen yergi, bazen eğlenme aracı olarak kullanılan, insanlar arasında zihinsel, duygusal ve sosyal anlamda bir bağ kurar mizah. Bu anlatım tarzı, zamanında ve yerinde yapıcı olarak kullanılırsa yaşama renk katar. Çoğunlukla olumlu anlamların yüklendiği bu kavram, bazen de üstünlük ve kin duygusuna kapılan bireylerin alaycı ve saldırgan duygularının aktarımına da aracı olur. Bu nedenle araştırmacılar mizahı kendi arasında olumlu ve olumsuz mizah diye ikiye ayırır. (1)

Olumlu mizah: Herkes tarafından kabul gören bu tarzda birey ve kültürler küçük düşürülüp ötekileştirilmez. Kırıcı bir dile yer verilmediğinden duygular incinmez, kimse kendini rahatsız ve dışlanmış hissetmez. Olumlu tarzın ilki olan katılımcı mizahta diğer insanları eğlendirmek, ilişkileri geliştirmek ve kişiler arası gerilimleri azaltmak amacıyla komik şeyler söylemeye, espriler yapmaya, fıkralar anlatmaya ve diğer insanlarla spontane bir biçimde şakalaşmaya yönelik eğilim söz konusudur. Diğer olumlu tarz olan kendini geliştirici mizahın merkezinde ise kişinin kendisi bulunur. İçe dönük olması nedeniyle psikolojik bir yapı arz eden kendini geliştirici mizahın özünde bireyin sorunlarla başa çıkma isteği bulunur.

Olumsuz mizah: Bu tarzda ise olumlu mizahın tam tersi görülür. Olumsuz mizahın ilki olan saldırgan mizah kızgınlık, asabiyeti ve üstünlük duygusunu çağrıştırır. Genellikle muhatabı incitmek ve muhataptan öç alınmak için kullanılır Saldırgan mizahın “dalga geçme tehdidi ile diğerlerinin davranışını kendi amacına uygun biçimde yönetmek için” de kullanıldığı olur.

Olumsuz mizahın ikincisi olan kendini yıkıcı mizahta içe dönük bir yapı söz konusudur. Bireyin kendi duygularının kenara itildiği bu tarzda kişinin başkalarını eğlendirmesi söz konusudur. Kişide “kabul görmek ya da gerçek duygularını gizlemek için mizahı kullanmak ve kendisini mizahi bir yolla aşağılamak, yermek veya küçük düşürme eğilimi” görülür.

Sevilmenin veya onaylanmanın bir yolu olarak algılanan bu mizah tarzında kişi, aslında üzgünken kendi gerçek duygularını inkâr edip mutluymuş gibi davranmaya çalışır. Yazarın tabii ki sadece adını andığımız kitabından ibaret değildir eserleri. ‘Deli Tarla’ dışında ‘Tarihi Hoşça Kal Lokantası’, ‘Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu’, ‘Gelirken Ekmek Al’ ve ‘Kalk Yerine Yat’ hikâye kitaplarının yanı sıra ‘Altı Harfli Bir Tatlı’ ile ‘Söyleme Bilmesinler’ adlı romanlarından da bahsedebiliriz.

Deli Tarla’ öykü kitabı toplam 16 hikâyeden meydana gelmektedir. Buradaki hikâyeleri birbirlerinden bağımsız düşünemeyiz. Zaten yazarın deyimiyle bir öykü bitirilirken aslında sonrasında gelecek öyküye hazırlık yapılmaktadır. (2) Dolayısıyla aslında iç içe ama ayrı ayrı duran hikâyeler görmekteyiz. Kitaba ismini de veren “Deli Tarla” en ilginç hikâyelerden. Aslında gözümüze ilk çarpan hikâyenin isminin değişikliğidir. Bir tarla neden deli olsun ki! Bir köy öyküsü olan “Deli Tarla”da baba tarlaya bir kulübe yapıp birkaç eşya koyar buraya. Burada kalır, daha sonra deli olunca tarlanın adı da deli olur. Daha sonra kardeşler bu tarlayı almamak için kaçışırlar. En sonunda tarla hikâyenin kahramanlarından Kerim’in üzerine kalır.

En münasibi o, tabii ya! Her şeyi Kerim’e kakalamak en münasibi! Ulan bütün ömrüm böyle geçti benim. Bana yengemin kız kardeşini münasip gördünüz. Ben ister miyim acaba diye düşünmeden beni o dişlek baldızla nişanladınız. Altı ay sonra nişanı attık diye yirmi senedir küs o yengem bana. Abimle aram bozuldu, adam kaç senedir doğru düzgün yüzüme bakmıyor. Kendi sevdiğim kızla evlendim, iki senede yapmadığını bırakmadı yengem. Dayanamadı kız, terk etti beni, boşandık, rahatladınız. Babam öldü, annem kışları yalnız kalıyor köyde, herkesin kendi ailesi var, Ayşegül ters biridir, geçinemiyorlar, en münasibi annemiz Kerim’de kalsın dediniz. Annem senelerce kışı bende geçirdi. Ayşegül ters, ben düzüm çünkü. Şimdi de münasibi benim deli tarlayı almam.” (s.14-15)

Bir söyleminde yazar hikâye anlatmayı ve yazmayı şöyle ifade ediyordu: “Etrafı yeşil ağaçlarla çevrili bir yoldan denizin maviliğine doğru yol almaktadır. Sonunda mavi bir dünyaya ulaşmayı düşlemek gibi…(3) Doğayı seven birisi olarak doğada olmayı ve hikâye okumayı düşleyen okurları merak ederim. Hikâye insanların hayatlarına nasıl dokunuyor diye merak edilir. Yazarın öykülerinde kullandığı dil öylesine ironik bir hal alıyor ki tebessüm etmemek elde değil. Şermin Yaşar, aslında aile içi davranışları ve bunun insan psikolojisi üzerindeki etkiyi çok net bir şekilde gözler önüne seriyor. Kitabın diğer öykülerinde de yaşanılan hayatın içinden seçilen öykülerle karşılaşmak mümkündür. Tıpkı bir Almanya macerası öyküsü olan “Aideu Hala” gibi.

Edebiyat bir etkilenme sonrası kendi nehrinin yolunu bulma çabasıdır bir bakıma. Belirtmekte fayda olacağını tahmin ederek demeliyim ki Şermin Yaşar’daki mizah, kırıcı veya hoşnut olmayan bir mizah değil, tam aksine metinleri okuduğumuzda gülümsenin hiç eksik olmadığı bir mizahtır. Düşünsel eylemleriyle kendisine yeni bir dünya yaratan ve bu dünyasındaki verimleri kendisine has bir dille ifade eden bir yazar ile karşı karşıyayız.

Metin tahlilleriyle uğraşmanın en güzel yanı; alt metin okumalarını yapabilmek, görünenin ardındaki görünmeyeni görünür kılabilmenin verdiği mutluluğu yaşayabilmektir. Geçmişe dair tebessümdür belki de yazdıran. Bu satırları yazarken düşünmeden edemedim. İnsan doğup büyüdüğü sonra da ayrı kaldığı yere, ders aldığı hocalarına, Oğuz Atay’ın “Demiryolu Hikâyecileri – Bir Rüya” öyküsünün tahliline, mezun ettiği öğrencilerine ve yitirdiği insanlara neden hep bir özlem içerisinde olur.

Okuduğumuz metinlerin mekânlarında olma istencimiz –bu istemim doğa içerisinde bulunan köyüme aittir– yücelten duygu nedir acaba? Metin ile duygusal bir bağ kurmadan metin üzerine kafa yorulamayacağı kanaatindeyim. Dolayısıyla kurduğunuz bağ sonradan anlamı ortaya çıkaran işlevsel bir inciye dönüşüyor.

Ezcümle; Şermin Yaşar, öykülerinde hayatın bazen sillesini yemiş bazen de evet ben yaşadım bu hayatı diyebilen çevremizdeki insanların ruh hallerini işlemiştir. Bundan dolayıdır ki hikâyelerinin karakterleriyle yabancılık hissi yaşamayız. Onu hikâyelerinde aslında son, başlangıçtır. Daha çok olay ağırlıklı öyküler yazan yazarın öykülerinin son bölümlerinde sarsıcı bir durum yaşandığını, toplumun ve ailenin, özellikle anne karakterinin baskınlığını görmek mümkündür.

YARARLANILAN KAYNAKLAR:

(1) Şimşek, E., & Kaya, A. İ. (2021). ŞERMİN YAŞAR’IN ÇOCUK KİTAPLARINDA BİR ANLATIM TARZI OLARAK MİZAH. Türkbilig, 2021(42), 291-302. https://izlik.org/JA56SB52AE

(2) Gazete Duvar/kitaP eki, SAYI: 136 YIL: 3

(3) Doğan HIZLAN ile Karalama Defteri “Şermin Yaşar”: https://www.youtube.com/watch?v=_CvoteWnR58

Paylaş:

Benzer yazılar

4.5 2 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
grandpashabet
grandpashabet
betnano
betpark
betpark
betvole
betvole
betvole
vaycasino
vaycasino
vaycasino
vaycasino
imajbet
vaycasino
imajbet
vaycasino
safirbet
safirbet
betvole
milanobet
milanobet
grandpashabet
grandpashabet
realbahis
vaycasino
vaycasino
timebet
timebet
betpuan
betpuan
vaycasino
meritking
imajbet
imajbet
kulisbet
mariobet
mariobet
realbahis
vaycasino
grandbetting
hititbet
süperbahis
superbahis
süperbahis
norabahis
grandpashabet
betnano
betvole
grandpashabet
betnano
betnano
norabahis
vaycasino
vaycasino
betnano
betwild
betwild
imajbet
betnano
betnano
norabahis
norabahis
vaycasino
vaycasino
imajbet
imajbet
vaycasino
betvole
betpark
betvole
betpark