FELSEFE 

BİR BABANIN BİLİNÇALTI KARNESİ


İnsanların varlığını belirleyen bilinçleri değildir; tam tersine, onların toplumsal varlığı bilinçlerini belirler.” – Karl Marx

Ne garip, herkesin, çocuğunun başarılarını yayınladığı bir karne gününde tutmuş kendi karnemi yayınlıyorum. Bu durum, diyalektikle olmasa da yaşlandıkça “yaşlı bağımlı nüfus” kategorisine dâhil olmadığımı kanıtlama psikolojisi ile ilgili olmalı.

Sizlere 5 dersten 100, o ucube dersten de 50 civarında bir not göstermeyi amaçlamıştım. Olmadı. Başarısızlığıma isyan eden oğlum Ali, “Sana o kadar emek verdik, ne bu haylazlık, bir daha böyle kötü sonuçlar görmek istemiyorum” diye uzun vaaz tarzı bir fırça attı. Mecburen dikkate alıp tecrübelerinden(!) faydalanacağım.

Ali, fen lisesi 1’inci sınıf, ben sosyoloji 2’nci sınıf öğrencisiyim. Sanki biraz tek taraflı olarak yarıştım onunla. Nefesim ancak yetti ve 81,45 ortalama tutturabildim. Reklama ihtiyacı olmasa da, bana attığı bunca eğitici fırçanın hatırına onun da not ortalamasını ilan etmiş olayım: 94,60.

Nereden esti de bu yaştan sonra okumaya karar kıldın?” derseniz; ilki, “Ekonomik nedenlerdi” diyebilirim. Şehir içi çok seyahat ediyordum ve toplu taşıma ücreti çok pahalıydı. Sorunu gidermek, öğrenci olup paso almaktan geçiyordu. Son düzlükte öğrenci oldum böylece.

Eskiden, çok çok eskiden, neredeyse Aristolara denk gelecek zaman diliminde Adana’da okurken İstanbul’a tatil için dönüldüğünde Karaköy’deki İEET bürosundan elimize “taşralı pasosu” tutuştururlardı. Bu kez belge üzerinde de olsa “taşralı” olmak istemedim.

Üçüncüsü ve en önemlisi, ölmeden önce İstanbul Üniversitesi öğrencisi olmak istememdi. Sıkça İstanbul’a gelir, diğer üniversitelere, özellikle de İstanbul Üniversitesi’ne giderdim. Çoğunlukla, arkadaşlarımın uydurduğu kimlikle ya da kaçak yollardan girerdim kampüse. Geçmişte başaramadığım bu öğrencilik için elime fırsat geçmişti. Geri tepemezdim. Açık öğrenim de olsa anlı şanlı İstanbul Üniversitesi öğrencisi olmalıydım.

Bir de sosyoloji okumama sebep ulvi amaçlarım vardı.

İşte benim hikâyem. Öyle saf öyle temiz mi diye sorarsanız, kendim çalıp kendim oynadığım için cevap da yine benden gelsin: “İşte bizim hikâyemiz, öyle saf öyle temiz.

Marx, toplumsallık kuramını tarihselci bir yaklaşıma oturtur. İdeolojik belirlemeler yapma ukalalığından öte, benim ve herkesin en basit haliyle anlaması adına “tarihsellik” için, “‘Kaderci’ olmamak, toplumların, özelde de kişilerin yapıp ettiklerinde o günkü şartların belirleyici olmasıdır” diyebiliriz.

Sosyal psikoloji dersinden diğerlerine oranla bu kadar düşük not almam da “tarihseldir” esasen. Çünkü altı aydan uzun süredir işsiz, “ununu eleyip eleğini asmış” bir insanın, sanki yapması gereken asli bir işmiş gibi oturup evde saatlerce ders çalışması, bununla yetinmeyip Marksizm’e (derslerin gerektirmesiyle) yeniden dalması, diyalektik ve tarihi materyalizmi beyninin ilgili hücrelerine yerleştirmeye çalışması, psikolojisinin ya da sosyal psikolojisinin bozuk olması dışında nasıl açıklanabilir ki?

Yok, hayır! Söylediklerimin yarısına katılıyor, yarısına katılmıyorum. Evet, bu yaştan sonra evde günlerce ders çalışmak sağlam bir psikolojiyi içermeyebilir; ama bildiklerini yenilemeye çalışmak, okumak, bilimsel sosyalizmi, Marksizm’i öğrenmeye çalışmak her zaman her yaşta yapılabilecek bir şeydir.

Yine dağıttım konuyu. Hem de kendi sorularıma yine kendim cevap vererek. Niye sosyal psikoloji dersinden kötü not aldığımı açıklayacaktım, nerelere gittim. Doğrusu, diyalektiğin şaşmaz kurallarından birine bağlı olarak neden-sonuç ilişkisi, olayların, nesnelerin var olan her şeyin birbirlerine bağını gerektirir. Bu ilkeden hareketle, işsizlikten kaynaklı “sosyal psikolojisi” bozuk biri elbette ki tatminkâr bir not alamazdı. E, güzel vallahi, başarısızlığıma da teorik kılıf uydurmuş oldum böylece.

Sonuç olarak, ne kader vardır ne de yazı, her şey kendi ellerimizdedir. Kurtuluşumuzun da ellerimizde olduğu gibi… İşsizliğimi sizlere yansıtarak üzmek istemedim. Çok yakın zamanda uygun bir işim olacağına da inanıyorum. “Bu yaştan sonra sosyolog olsan ne yazar” diyeceklere cevabım da ulvi amacımda gizli: Öteki tarafa gittiğimde, hurilerin sosyolojik durumunu inceleyip sosyal psikolojilerini tahliliyle bizzat ilgileneceğim.

Paylaş:

Benzer yazılar

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
betgaranti
kolaybet
betgaranti
betpark
kolaybet
betpark
casibom
betpark
betpark
kolaybet
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
casibom
casibom
casibom giriş
casibom
betpark
betpark
kolaybet
kolaybet
vaycasino
vaycasino
vaycasino
vaycasino
vaycasino
xbahis
xbahis
vaycasino
vaycasino
bettilt
bettilt
millibahis
millibahis
betnano
bahisfair
betnano
bahisfair
bahisfair
bahisfair
betnano
betnano
timebet
betplay
bettilt
bettilt
vaycasino
vaycasino
vaycasino
vaycasino
bettilt
bettilt
norabahis
perabet
perabet
pokerklas
pokerklas
betpark
betasus
betasus
pokerklas
pokerklas
vaycasino
vaycasino
betpark
betgaranti
norabahis
norabahis
oslobet
oslobet
oslobet
betnano
betnano
betnano
betnano
pokerklas
pokerklas
vaycasino
vaycasino
ikimisli
timebet
casibom
casibom
vdcasino
galabet
galabet
sonbahis
vdcasino
sonbahis
galabet
galabet
romabet
romabet
casibom
casibom
ikimisli
vdcasino
vdcasino
norabahis
roketbet
roketbet
Betist
Betist
norabahis
norabahis
vaycasino
vaycasino
betnano
betnano
vaycasino
vaycasino
vdcasino
vdcasino
vaycasino
vaycasino
betpark
betpark
perabet
perabet
bahiscasino
bahiscasino
betgaranti
vdcasino
vdcasino
bettilt
bettilt
bettilt
bettilt
betnano
hititbet
hititbet
vaycasino
vaycasino
betnano
kalebet
kalebet güncel
kalebet güncel giriş
betnano
ikimisli
betplay
timebet
roketbet
betnano
betnano
norabahis
norabahis
betnano
vaycasino
vaycasino
ikimisli
betplay
norabahis
norabahis
pokerklas
pokerklas
pokerklas
bahsegel
bahsegel güncel