YAŞAM 

BABAM HİKMET SİHAY

Ben konuşmaya “Baba” diyerek başladım. Kolayıma gelmişti “Baba” demek. İki adet “-ba” hecesini yan yana getirince “baba” sözcüğü çıkmıştı. Ben mi uydurmuştum, bir yerden mi duymuştum, yoksa içdürtüsel miydi, bilemiyorum. Bütün sözcüklerin böyle olduğunu sanıyordum. Ama yanılmışım. Sonra iki adet “-de” ile “dede”yi ve iki adet “-ne” ile “nene” sözcüğünü buldum. Dedelerim yoktu ama nenem çok sevinmişti. Adanaca bir sevgi gösterisinde bulundu. Ama burada yazamayacağım. Bir gün iki “-ma” hecesini yan yana getirip “mama” sözcüğünü keşfettim. Karnımı doyurmada çok işime yaradı. Çok acıktığım bir gün ilk cümlemi kurdum. “Baba, mama!”…

Devamını Oku
YAŞAM 

NEDİR BİZİM BU “F KLAVYE”DEN ÇEKTİĞİMİZ?

Daktilo ile tanışmam çocukluk yaşlarımda oldu. Babamın iş yerine gittiğimde, onun odasındaki daktiloda bir şeyler yazmak, Facit hesap makinesi ile birtakım hesaplar yapmak en zevk aldığım şeylerdendi. Daha sonra Yeni Adana gazetesinde daktiloyla olan teşriki mesaim başladı. Gazetedeki tüm daktilolar gibi benim daktilom da F klavyeydi… Ardından Ekspres gazetesinde Çıngırak mizah sayfasını hazırlarken yazı işlerindeki daktiloları kullandım; onlar da F klavyeydi… Ve Silver Reed marka kendi daktilomu aldım; o da F klavyeydi… 90’lı yılların başlarında ilk bilgisayarım olan Macintosh Plus’ı aldım; o da F klavyeydi… Sonraki bilgisayarlarımın klavyeleri hep F…

Devamını Oku
YAŞAM 

SESSİZ TEŞEKKÜR

“İnsan kalbi çok dayanıklıdır, yok edilemez; kırıldığını ancak belleğinde canlandırabilirsin. Asıl tokadı yiyen, insanın ruhudur ama ruh da güçlüdür, istenirse eski canlılığı kazandırılabilir ona.” – Henry MILLER Çam ormanının eteklerinde küçük bir sazlık oluşturan bataklık, bilumum kuşların üzerinde dolaşıp dans ettiği bir yere dönüşmüştü. Gökyüzüne sevinçle kanat çırpan martıların çığlıkları denize yakın uçuşun sevinciydi. İnsanı mutluluğa çağıran bir sevincin, onları seyreden yaşlı kadını da içine alması hiç şaşırtıcı değildi. Suna Hanım, engin gökyüzüne her baktığında yüreği genişleyen, geceleri göreceği ilk yıldızın onun kendisinin ruhu olduğuna inanan doğa dostu bir kadın.…

Devamını Oku
YAŞAM 

AVUÇLARIMIZDA BİZİM, ‘GÜNEŞ SUYU İÇECEK’ YENİDEN KUŞLAR…

Sarsıntılar sarsıntısı acılar içinden, kaygılar kaygısı baharlar içinden, ağrılı geçen ilkyazlar ve haziranlar içinden umuda dayayalım yüreğimizi. Sancılar sancısı bugünler, sevdalar sevdası yarınlara dönüşsün yeniden. Sevda yüklü bulutlar altında ıslansın dört bir yanımız. Aşk olsun, meşk olsun; şiirde buluşsun sevgililer. Şair mısralasın aklımızdan geçenleri: “Avuçlarında senin/ güneş suyu içer kuşlar. // Oralarda bir tek avcı yoksa/ kuşlar mavi boz/ çıkıp uçarlar gözlerimizden. // Işır, ışır avuçlarında senin/ o iki karış toprağımız/ gün tepelerden gecikince.” * * * Güneş kuşları kanat çırpsın kuş güneşlerine doğru. Gün aysın, sevda aysın, kanat kanat…

Devamını Oku
TOPLUM YAŞAM 

ÇÖKÜŞ

Mandaya dokunur gibi cahil insana dokunmanın hiçbir yararı olmaz. İnsanı uyandırmak için sinir uçlarına dokunmalı, akla giden yolları tıkayan kutsallarına dokunmalı. Donmuş beyinlerin çözülmesi için üzerine kaynar su dökmeli. Cesaretle dokunmalı. Ölüsüne ağlamanın bile suç sayıldığı, ağıt yakmanın günah sayıldığı bir ülkede faşist, yobaz zihniyetin baskıcı yönetime karşı gerçeği yazmak için mangal yürekli olmalı. Yürekli değil isen en azından hiç doğrusu olmayan iktidarın yanlışına yanlış denmeli. Acıma duygusunu erdem gibi anlatan, sürekli sabır ve metanet vaaz edenlere itiraz etmeli. Tanrının ağzıyla konuşan din adamlarının sözlerinin uydurma şeyler olduğunu söylemeli. Bunları…

Devamını Oku
YAŞAM 

GEÇEN PAZAR GÜNÜ PARİS’TE

Gri bulutlarla kaplı gökyüzü… Güneş ara sıra yüzünü gösterip kayboluyor. Biraz önce çisil çisil bir yağmur başladı Paris’te. Sakin bir gün… Islak ve sessiz sokaklarda yürümek mutlu ediyor beni. Yanımdan iki bisikletli geçiyor. Karşımdan gelen kırmızı şemsiyeli kadın gülümsüyor bana. Gülümseyerek ben de selamlıyorum onu. Bir çocuk karşı kaldırımda köpeğiyle koşarak geçiyor. Ve birden hareket bitiyor. Sakinlik. Her zaman gazetemi aldığım köşedeki kulübeye uğruyorum. Mösyö Jean, Le Monde’umu uzatıyor beni görünce, gülümseyerek. O hep gülümser. Ama bugün daha mutlu gülümsüyor. Kızı Juliette üniversiteyi bitirmiş. Kutluyorum. Ortasında küçük bir havuzun olduğu…

Devamını Oku
YAŞAM 

ESKİ ADANA’NIN BİRA KULELERİ VE NEREDEN NEREYE!..

80’li yılların başlarında Sular mevkii Adanalıların sosyalleşme, piyasa yapma, gezme, eğlenme merkezi olmuştu. Bahar, Köşk, Sular, Gar gibi yazlık sinemalar… Dergâh, Koru, Martı gibi dönemin popüler tavernaları… Şadırvan, Gümüş At (Eski Koru), Aşiyan, Hasır gibi biracılar… Uğur Paça gibi çorbacılar… Restoranlar, çay bahçeleri… Haşim Kardeş’in nefis böreği (tablacı)… Yaz aylarında, akşamın erken saatlerinde belediye arazözü yolları sular, tüm Adana, Sular’a akın eder, Kasım Gülek kavşağından Gar’a kadar “iğne atsan yere düşmez” bir kalabalık oluşurdu. Özellikle de Adana Demirspor ile Gar arası… O kadar kalabalık olurdu ki yoğunluk caddeyi araç trafiğine…

Devamını Oku
YAŞAM 

DÖRT GÜNLÜK DÜNYA

Vakti kaybediyoruz. Süresi belli olan vakti… Hiç gitmeyecek gibiyiz. Sakin, koşuşturmasız. Dışarda, bizi bekleyen bilmediğimiz şehrin sesi geliyor. Sandalyemde oturmuş, loş kahvaltı salonuna bakıyorum. Masalar toplanmış, girip çıkmalar bitmiş, ayak sesleri çekilmiş, cam çatının altında dinleniyorum. Arkadaşım, yatağa bağdaş kurmuş çalışmasını temize çekiyor. Görebildiğim, bilgisayar da kırılıp tümlenen parmakları. Düşüncelerini göremiyorum. Bir an önce çıkmalıyız, demek istiyorum. Ara sokakları, meydanları, şapelleri, katedralleri eski, yeni şehri, hepsini, hepsini gezip görmeliyiz. Zaman dar. Lobide, dün gecenin gölgesiyle oturan birkaç kişi dışında kimse kalmamış. Açılır kapanır kapının dışına çıkıyoruz, şehrin içine. İyi olurdu…

Devamını Oku
YAŞAM 

MÜZİK VE DANS TERAPİ

Hepimiz doğuştan ritimle doğarız. Örneğin hangimiz rüzgârla uçan bir yaprağa özenip de onu taklit etmedi ki? Ya da hangimiz, sesini duysak da duymasak da sahile vuran dalgaların ya da gökyüzünde kayan bulutların akışında olmadı? En ufak bir melodide içimizde bir şeyler harekete geçer. Bu mutlaka dans olmak zorunda da değil; bir düşünce, duygu, ağlama veya gülümseme eylemi gibi farklı şeyler de olabilir. Çocukluktan hangi ritme alışkın gelişirsek, bedenimiz de ona alışkın bir ritim oluşturuyor. Örneğin Afrikalılar için davulun ritmi çok daha etkiliyken, Avusturya’da keman veya piyano insanları tetikleyebilir. Ben rock…

Devamını Oku
YAŞAM 

SU BULANDI!

Nesnel gerçekliklerin başkalaşması olarak tanımladığımız değişim üzerine düşünmeyenimiz yoktur sanırım. Her yeni güne bu başkalaşımın getireceğini umduğumuz güzellikleri ümit ederek başlıyoruz birçoğumuz. Özellikle son zamanlarda bu beklentilere olan inancımız zayıflasa da umutsuz yaşanmıyor dedirten kimi küçük kırıntıları avuçlarımızda biriktirmekten de geri durmuyoruz. Duygularımızdaki bu çalkantıların yaşanması, kimi zaman çıkmaza düşmemiz dahi değişim gerçeğinin bizdeki yansımalarından. Coğrafi bir değişimin hayatlarımızı ve ruhumuzu şekillendirip değiştirmesinin etkilerini taşıdığımız şu günlerde, bütün yaşanmış olanların sorumluluğunu sırtımızda hissetmenin verdiği bir gerginlik de uzatıyor hesaplaşma sürecini. Gerçeklikler yanı başımızda dururken, kocaman bir kara parçasının başkalaşıyor olmasını…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
SkyProgram
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betnano
betnano
betpark
betpark
betpark
betpark
Betpark
Betpark
Betpark Güncel Giriş
Betgaranti Güncel Giriş
betpark
betpark
betpark
Kolaybet
Kolaybet Giriş
Vdcasino
Vdcasino Giriş
betpark
betgaranti
pendik escort
kartal escort
istanbul escort
casinolevant
casinolevant
casinolevant