İZLEYİŞ
Usulca yağarken yağmur, yanmaya başlayınca sokak lambaları, parıldayınca ışıklar ve henüz tam kararmamışken kapalı hava, apartmanın altındaki kafeye indi. Her zaman yaptığı gibi rengârenk lambaları, yansımaları izlemek için indi. Kafenin en geniş penceresinin önündeki koltuğun boş olduğunu görünce oturdu. Boş olmasaydı ne yapardı, kendisi de bilmiyordu. Şimdi istediği şeyi yine yapabilecek, caddeyi, hızlı akan trafiği, mağazalara girip çıkanları izleyecekti, dışarıyı izleyecekti. Dışarısı ona göre genç bir dünya, otuz iki yıl öncesinde, kırkikindi yağmurları yağarken, kendisine çok ışıklı görünen, büyüdüğü şehre göre hızlı akan, on yedi yaşın toyluğunda, küçük bir şehirden,…
Devamını Oku