AT ÜZERİNDEKİ ÇIPLAK KADIN

-ADANA-
At üzerinde utangaç, çıplak bir kadın resmi var, internette dolaşıyor, sörf yaparken karşınıza çıktı mı, gördünüz mü hiç?
Bu resmin arka fonunda haktan, adaletten, fedakârlıktan yana bir hikâyesi olduğunu biliyor musunuz?
Unutmayın, halkın sesi Hakk’ın sesidir!
Ben kısaca anlatayım: At üzerindeki çıplak kadın 11’inci yüzyıl İngiltere’sinde yaşamış olan Lady Godiva isminde bir kontestir.
Çıplak kontesin eşi ise Kont Leofric ismindedir. Yönetimi altında olan bölgeyi ve içindeki insanları donuna kadar sömüren, ruhsuz, hırsız biridir. Sarayındaki eğlence gecelerine, şarlatanlara, soytarılara, bürokrasiye döktüğü paralar dillere destan olmuştur. Sarayı bin bir odalıdır. Sadece mutfağında yüzlerce aşçı çalışır. Komileri, temizlik görevlileri, terzileri, bahçıvanları, korumaları, tellalları, yani günümüzdeki sosyal medya trolleri, şoförleri, danışmanları, kalem müdürleri, yazı işleri memurları, postası, soytarısı… saymakla bitmez. Bir de bakanlık verdiği her soysuz, hırsızdır. Kendisine emanet edilen bakanlığı soyar, kendi bakanlığını dolandırır; fon vurgunları, ülkeyi soyup soğana çeviren yandaşları, müteahhitleri, çocukları, damatları, sanki hiç ölmeyeceklermiş gibi para, mal, döviz, altın, arsa yatırımlarını milletin alın terini çalarak yaparlar.
Tabii ki bu kadar hırsızlığa, yolsuzluğa, soyguna, israfa devletin kasası dayanmaz. Ekonomi dayanır mı? Batar elbette. Peki, bu batışın altında kimler ezilir, bırakın ezilmeyi kimlerin pestili çıkar? Tabii ki halkın… Halk dediğime bakmayın, Kont Leofric’e göre halk, halk değil köle demektir.
Hazinede para yoktur, enflasyon da yüzde bin olmuşken TÜİK benzeri lanet bir kurum yüzde bir enflasyon gösterir. Milletin alım gücü günden güne düşer, cepte para eriyip gider. Bir dolar olur elli lira, eyvah eyvah… Bir devletin büyüklüğü parasının değeriyle ölçülür. Ülkenin başındaki iktidar gerçek bir vatansever olsaydı devletinin para değerini ayaklar altına almaz, aksine yüceltirdi.
Çıplak kontesin eşi Kont Leofric domuz eti yemezmiş ama kul hakkını domuz gibi yermiş. Geceleri ballar, hurmalar, kaymaklar… başka başka yerlerde saraylar, hanlar, hamamlar… halk kuru ekmeğe muhtaç, kimin umurunda ki? Askıda ekmek, askıda ekmek…
Çıplak kontes halkın bu yoksulluğuna isyan etmekte, özellikle kocasının ağır vergilerine başkaldırmaktadır. Kontes, onurlu bir kadındır, üstelik aşırı iffetlidir. Kocasının yanında bile soyunurken utanç duyar.
Halkını çok seven ve onların durumuna üzülen Kontes Lady Godiva, eşine defalarca bu vergileri hafifletmesini veya kaldırmasını ister, hatta yalvarır. Ancak Kont Leofric eşinin bu ısrarlarından bıkar ve alaycı bir şekilde:
– Eğer bir gün çıkıp şehrin sokaklarında tamamen çıplak bir şekilde at sırtında dolaşırsan, ancak o zaman vergileri kaldırırım, der.
Aslında bunu asla yapamayacağını düşünmektedir. Çünkü eşini iyi tanımaktadır. Utangaçlığını, nahifliğini, iffetine olan düşkünlüğünü bilmektedir. Ama bilmediği bir şey vardır: Halk gerçekten açlık sınırının altındadır, halk yoksuldur, halk çocuklarını okutamamakta, beslenememekte, en hayati ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak durumdadır. Ve Lady Godiva halkın bu yoksulluğuna derin bir üzüntüyle şahit olmaktadır. Halkı bu ağır vergilerden, her gün gelen zamlardan kurtarmak zorundadır.
Lady Godiva, kalbindeki derin gelgitlerle savaşır ve halkını kurtarmak için bunu yapmaya karar verir. Belirlenen gün geldiğinde, upuzun ve gür saçlarını salarak tüm vücudunu örtmesini sağlar ve gerçekten de atının üstünde şehrin sokaklarında çırılçıplak dolaşmaya başlar.
Ağır vergiler altında açlıktan nefesi kokan halk bu olayı öğrenir ve kendileri için bu fedakârlığı göze alan konteslerine karşı derin bir saygı ve sevgi gösterir.
Kontesin dışarı çıkacağı gün kimse sokağa çıkmaz, tüm dükkânların kepenkleri indirilir ve evlerin pencerelerinin perdeleri sımsıkı kapatılır. Kimse onu bu halde izlemez, böylece Lady Godiva’nın iffeti ve onuru korunmuş olur.
Yaşanan bu olay karşısında çok etkilenen ve karısının cesaretine hayran kalan Kont Leofric sözünü tutar ve halkın üzerindeki o ağır vergileri tamamen kaldırır.
Aslında kont daha çok eşine saygı duyan halkın o derin sevgi bağlarına alkış tutmuştur. Eşinin cesareti, halkına olan sevgisi ve halkın Lady Godiva’ya olan o hassasiyeti inanılmaz derecede lanet kontu etkilemiştir.
Bin yıl sonra böyle bir olayın yeniden yaşanma ihtimali ne kadar var?
Halkı için sokaklarda at üzerinde çıplak gezmeyi göze alabilecek bir lady, verdiği sözü tutacak bir kont ve kendileri için mahremini hiçe sayan bir kadına karşı böyle nahif ve anlayışlı bir halk var mı gerçekten?
Peki, ahlak nerede? Herkes hırsız olmak zorunda mı?
Bence 11’inci yüzyıl İngiltere’si 21’inci yüzyıl İngiltere’sinden daha şanslı… O dönem Lord hırsızdı, halkı ağır vergilerle soyup soğana çeviriyordu ama halkını seven, koruyan bir Lady Godiva vardı.
21’inci yüzyıl İngiltere’sinde ise lord da, kızları ve oğulları, hatta damatlarıyla birlikte lady de hırsız, hem de dünya tarihinde görülmeyecek derecede büyük bir hırsız… Arsen Lüpen, bu ailenin yanında solda sıfır kalır…

