HİBRİT SAVAŞLAR ÇAĞI

-ANKARA-
İran–İsrail gerilimi ve ABD–Çin rekabetinin görünmeyen boyutu, günümüzdeki “hibrit savaşlar” olarak işaretlenmelidir.
Bugün dünya kamuoyu İran ile İsrail arasındaki gerilimi izliyor. Bu gerilimin birçok boyutu bulunuyor:
- Füzeler savaşı yaşanıyor.
- Hava saldırıları konuşuluyor.
- Bölgesel savaş senaryoları tartışılıyor.
- Üçüncü Dünya Savaşı’ndan söz ediliyor.
Yukarıdaki gerçekler yanında, görmemiz gereken yeni bir durum var: Artık yeni savaşlar ve çatışmalar, geçmiş savaşlar gibi yalnızca tanklarla ve uçaklarla yapılmıyor. 21’inci yüzyılda savaşın biçimi değişti. Bugün devletler rakiplerini yalnızca askeri cephede değil;
- enerji hatlarında
- ticaret yollarında
- teknoloji üretiminde
- finans sisteminde
- diplomatik ittifaklarda
zayıflatmaya çalışıyor.
Uluslararası ilişkiler literatürü, bu yeni mücadele biçimini “Hibrit Savaş” (Hybrid Warfare) kavramıyla tanımlıyor.
Hibrit savaş; askeri güç, ekonomik baskı, diplomatik hamleler ve bilgi savaşının birlikte kullanıldığı çok katmanlı bir mücadeledir. Bugün dünyanın her bölgesinde bu savaşa tanıklık ediyoruz. Ukrayna’da, Afrika ülkelerinde, Balkanlarda, Avrupa coğrafyasında, Çin’in Afrika kıtası başta olmak üzere dünyanın her yerine yayılmış operasyonlarında, İran–İsrail savaşında gördüğümüz gibi bundan sonra gerçekleşecek çatışmalarda hibrit savaşın izlerini göreceğiz.
Bugün dünyada yaşanan birçok kriz, “Hibrit Savaş” ismi verilen bu yeni savaş biçiminin parçaları olarak yaşanacak.
BÜYÜK GÜÇ REKABETİ
Mevcut küresel sistemin merkezinde ABD ve Çin arasındaki rekabet bulunmaktadır.
Son kırk yılda Çin, dünya ekonomisinin en hızlı yükselen gücü haline gelmiştir. Dünya Bankası verilerine göre Çin küresel imalat üretiminin yaklaşık yüzde 28’ini tek başına gerçekleştirmektedir.
Bu durum, uluslararası sistemde yeni bir güç dengesi yaratmaktadır. Harvard Üniversitesi’nden siyaset bilimci Graham Allison, bu durumu “Thucydides Trap” (Tukidid Tuzağı) kavramıyla açıklar. Bu teoriye göre, yükselen bir güç, mevcut küresel güce yaklaştığında sistemde gerilim artar ve bu gerilim çoğu zaman çatışmalar üretir.
Benzer bir analiz, yatırımcı ve tarih araştırmacısı Ray Dalio tarafından da yapılmıştır. Dalio’ya göre, büyük güç rekabetleri, çoğu zaman ekonomik baskı, ticaret savaşları ve bölgesel krizler üzerinden yürütülür.
Bugün yaşanan gelişmeler, yukarıda açıkladığım kuramsal çerçevenin somut örnekleri olarak görülmelidir.
ENERJİ VE JEOPOLİTİKA
Küresel rekabetin en kritik alanlarından birisi enerjidir. Bugün ekonomik ve siyasi mücadelelerin büyük bölümünde “enerji” konusu ön plandadır.
Çin, dünyanın en büyük enerji tüketicilerinden birisi olup petrol ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşılamaktadır. Bu nedenle, enerji hatlarının güvenliği Çin için stratejik öneme sahiptir.
Orta Doğu, hibrit savaşların başladığı gezegenimizde coğrafi olarak kritik bir rol oynamaktadır. Bunun nedeni, enerji kaynaklarının yoğunlaştığı bir bölge olmasından kaynaklanmaktadır.
Orta Doğu’nun asi çocuğu olan İran, dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerine sahiptir. Aynı zamanda İran, Çin’in enerji tedarik zincirinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle İran üzerindeki yaptırımlar veya askeri baskılar, yalnızca bölgesel güvenlik dengelerini değil, küresel enerji piyasalarını da etkilemektedir.
Son dönemde savaşa evrilen İran ile İsrail–ABD arasındaki gerilim, bu açıdan yalnızca iki ülke arasındaki bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda küresel enerji jeopolitiğinin bir parçasıdır.
TİCARET KORİDORLARI VE İPEK YOLU
Çin, son yıllarda küresel ticaret ağını genişletmek amacıyla Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından ilan edilen “Belt and Road Initiative” (Bir Kuşak, Bir Yol) projesini hayata geçirmiştir. Bu proje, Asya’dan Avrupa’ya uzanan dev bir kara ve deniz ticaret ağı kurmayı hedeflemektedir.
Orta Doğu ve dolayısıyla İran, bu ağın en kritik bağlantı noktalarından birisidir. Bu nedenle, bölgedeki istikrarsızlık, yalnızca yerel güvenliği değil, aynı zamanda küresel ticaret hatlarını da etkilemektedir.
TEKNOLOJİ CEPHESİ: TAYVAN
ABD–Çin rekabetinin en kritik alanlarından birisi teknoloji üretimidir.
Modern ekonominin kalbi olan yarı iletken üretiminin büyük bölümü, çip üretimi bağlamında Tayvan merkezlidir. Dünyanın en gelişmiş çiplerinin önemli bir kısmı, Taiwan Semiconductor Manufacturing Company tarafından üretilmektedir. Bu nedenle Tayvan, yalnızca bir ada değil, küresel teknoloji sisteminin merkezlerinden birisidir.
Çin, Tayvan’ı kendi toprağı olarak görürken ABD ise Tayvan’ın güvenliğini stratejik bir konu olarak değerlendirmektedir. Bu nedenle birçok stratejik analiz, Tayvan’ı gelecekteki büyük güç krizinin potansiyel merkezi olarak görmektedir.
SONUÇ: YENİ BİR SAVAŞ BİÇİMİ
21’inci yüzyılın büyük güç rekabeti, klasik savaşlardan farklı, yeni bir mücadele biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır: Hibrit savaşlar…
Devletler artık doğrudan savaş yerine;
- ekonomik yaptırımlar
- enerji politikaları
- ticaret koridorları
- teknoloji rekabeti
- bölgesel çatışmalar
üzerinden mücadele etmektedir.
Orta Doğu’daki dün yaşanmış, bugün yaşanan ve gelecekte yaşanacak olan krizler, bu geniş stratejik tablonun bir parçasıdır.
Görünen savaşlar bölgeseldir. Ancak rekabet küreseldir. Bu nedenle, İran–İsrail gerilimini anlamak için yalnızca Orta Doğu’ya değil, aynı zamanda ABD–Çin rekabetinin şekillendirdiği yeni uluslararası sisteme bakmak gerekir.
Sonuç olarak söylenecek söz şudur: 21’inci yüzyılın dünyası, klasik savaşların değil, hibrit savaşların çağıdır.
KAYNAKLAR:
– Ray Dalio, ‘Principles for Dealing with the Changing World Order’, 2021.
– Graham Allison, ‘Destined for War’, 2017.
– International Energy Agency, Global Energy Review
– World Bank, Global Manufacturing Data
– Council on Foreign Relations, US-China Strategic Competition Reports

